Cilt bakımında nemlendirme denildiğinde çoğu zaman en çok öne çıkan içeriklerden biri, gliserin bileşenidir. Ancak nemlendirme, yalnızca bir bileşenin varlığıyla açıklanabilecek kadar basit bir süreç değildir. Cildin su tutma kapasitesi, bariyer bütünlüğü ve nem kaybını önleme mekanizmaları birlikte çalıştığında gerçek anlamda etkili bir nem dengesi sağlanır. Bu nedenle gliserini tanımak kadar, gliserinin temel aktif içerik olarak kullanılmadığı nemlendirici ürün içeriklerinde de yoğun nemlendirme sağlayan yaklaşımları anlamak önemlidir.
Gliserin Nedir?
Gliserin, çok değerli bir humektan olarak bilinir. Humektanlar, çevreden veya cildin alt katmanlarından su çekerek cilt yüzeyinde tutmaya yardımcı olan bileşenlerdir. Kimyasal yapısı gereği suyu kendine bağlama kapasitesi yüksektir ve bu nedenle pek çok nemlendirici üründe tercih edilir.
Ancak gliserin tek başına “iyi nemlendirme” parametrelerini tümüyle karşılamaz. Formülasyonun geri kalanı, kullanılan diğer aktifler ve cilt bariyerine yaklaşımı gibi etkenler de nemlendirme performansını doğrudan etkiler.
Gliserin Ne İşe Yarar, Faydaları Nelerdir?
Gliserinin cilt bakımındaki temel faydaları şunlardır:
Cildin nem seviyesinin korunmasına yardımcı olur
Kuruluk kaynaklı gerginlik hissini azaltır
Cildin daha yumuşak ve esnek hissedilmesini destekler
Nem kaybını yavaşlatmaya katkı sağlar
Ancak humektan yapısı nedeniyle gliserin, çevresel koşullara ve formül yapısına bağlı olarak bazı ciltlerde istenmeyen bir his bırakabilir. Bu nedenle modern formülasyonlarda nemlendirme, yalnızca gliserine bağlı kalmadan çok daha dengeli aktif kombinasyonlarıyla sağlanır.
Gliserin Nasıl Kullanılır?
Gliserin, cilt bakımında en sık tercih edilen nem tutucu bileşenlerden biridir; ancak etkili bir nemlendirme sağlamak için tek başına kullanılmaz. Bunun nedeni, gliserinin cilde nem kazandırma mekanizmasının yalnızca suyu çekmeye odaklı olmasıdır. Kimyasal yapısındaki hidroksil grupları sayesinde su molekülleriyle bağ kurar ve bu suyu stratum corneum tabakasına taşır. Ancak ciltte çekilen bu suyun kalıcı olabilmesi, gliserinin birlikte kullanıldığı diğer aktiflerle doğrudan ilişkilidir.
Etkili bir gliserin kullanımı için formülde üç temel bileşen grubunun dengeli şekilde yer alması gerekir. İlk grup, gliserinle birlikte çalışan diğer humektanlardır. Özellikle farklı moleküler ağırlıklara sahip hyaluronik asitler, gliserinin yüzeyde topladığı nemin epidermisin farklı katmanlarında dengeli biçimde dağılmasına yardımcı olur. Bu sayede nem yalnızca yüzeyde kalmaz, daha homojen bir şekilde tutulur.
İkinci kritik grup, cilt bariyerini destekleyen aktiflerdir. Ceramid benzeri lipidler, panthenol ve bariyer onarıcı içerikler, gliserinle çekilen suyun buharlaşmasını yavaşlatır. Çünkü cilt bariyeri zayıfsa, humektanlar suyu cilde çekse bile bu nem kısa sürede transepidermal su kaybı yoluyla geri kaybedilir. Bu noktada gliserin, ancak bariyer destekleyici bileşenlerle birlikte anlamlı ve sürdürülebilir bir etki sunar.
Üçüncü ve genellikle göz ardı edilen grup ise oklüzif ve yarı-oklüzif bileşenlerdir. Bu bileşenler cilt yüzeyinde ince bir film oluşturarak, nemin dış etkenlerle temasını sınırlar. Gliserinle cilde kazandırılan su, bu koruyucu tabaka sayesinde daha uzun süre ciltte tutulabilir. Oklüzif etki güçlü ama dengeli olduğunda, ciltte ağırlık hissi oluşmadan nem konforu sağlanır.
Bu nedenle gliserin içeren ürünlerin en etkili kullanım şekli; temizlenmiş ve hafif nemli cilt üzerine, humektan–bariyer–oklüzif dengesini gözeten formüllerle uygulanmasıdır. Nemlendirme yalnızca su çekmek değil; çekilen suyu ciltte tutabilmek, bariyeri koruyabilmek ve cilt fizyolojisini bozmadan bu dengeyi sürdürebilmektir. Gliserin ancak bu bütünsel yapı içinde doğru şekilde kullanıldığında gerçek anlamda etkili bir nemlendirme sağlar.
TPS Ürünlerinde Gliserin Yer Almaz; Nemlendirme Farklı Aktiflerle Sağlanır
The Purest Solutions, nemlendirme kavramını yalnızca “su çekme” prensibi üzerinden değil; cilt bariyerinin bütünlüğünü koruma, su tutma kapasitesini artırma ve konforlu bir cilt hissi sağlama ekseninde ele alır. Bu yaklaşım doğrultusunda ürün formüllerinde gliserinin temel aktif bileşen olarak kullanılmadığı durumlarda da elde edilebilen uzun süreli ve dengeli nemlendirme sunan etki hedeflenir.
Bu felsefeyi net şekilde yansıtan ürünlerden biri 72 Saat Etkili Sebum Dengeleyici Günlük Nemlendirici Krem’dir. Uzun süreli nem ihtiyacı olan ancak ağır ve yağlı dokulardan kaçınan ciltler için geliştirilen bu formül, nemlendirme etkisini 8D Hyaluronik Asit kompleksi ile sağlar. Farklı moleküler ağırlıklara sahip hyaluronik asit fraksiyonları; cilt yüzeyinde nem bariyeri oluştururken, daha küçük moleküller epidermisin alt katmanlarında nem tutulmasına destek olur. Panthenol (Provitamin B5) ise cilt bariyerinin onarılmasına katkı sağlayarak transepidermal su kaybının azaltılmasında rol oynar. Sebum dengeleyici yapısı sayesinde ciltte parlama veya ağırlık hissi oluşturmadan konforlu bir nemlendirme sunar.
Nemlendirme rutinini tamamlayan bir diğer ürün olan Hyaluronic Acid %2 + B5 Serum, yoğun nem desteğini hafif, hızlı emilen ve katmanlanabilir bir formda sunar. Farklı moleküler ağırlıklara sahip hyaluronik asitler cildin nem tutma kapasitesini artırırken; Panthenol, cildin yatışmasına ve nem dengesinin korunmasına destek olur. Gliserini temel aktif bileşeni olarak içermeyen bu serum, nemlendirici krem öncesinde cildi optimal şekilde hazırlayarak, uygulanan ürünlerin performansını artırmayı hedefler.

